Faydalı Bilgiler

Faydalı Bilgiler

Ucuz Elektrik Kullanmak Ne Demektir?

Serbest tüketicilerin ucuz elektrik tarifeleri kullanarak tasarruf edebilmeleri mümkündür. Öyleyse öncelikle ucuz elektrik kavramını açıklayalım. Yaklaşık olarak 20 yıl önce hayatımıza giren ucuz elektrik kavramı birbirinden farklı elektrik enerjisinin satışından sorumlu olan tedarikçi şirketlerin serbest tüketici diye adlandırılan tüketicilere, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından her üç ayda bir belirlenen birim fiyatı baz alınarak bunun üzerinden size bir indirim uygulamasıdır. Belli oranda indirime sahip olan serbest tüketiciler kesinlikle tüketimlerinde herhangi bir şekilde eksilmeye gitmeksizin bu imkândan faydalanabilmektedirler.

Kimler Ucuz Elektrik Kullanabilir?

Ucuz elektrik tarifeleri, biz elektrik abonelerine devletimiz tarafından tanınmış bir haktır. Devletimiz tarafından tüm elektrik abonelerine sunulan bu haktan serbest tüketici limitini geçmiş ve dolayısıyla serbest tüketici kimliği kazanmış kazanmış olan herkes yararlanabilmektedir. Serbest tüketici limitleri Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından her yıl düzenlenmektedir. Ancak serbest tüketici limitini geçemeyen elektrik aboneleri bu haktan şimdilik yararlanamamaktadır. Serbest tüketici olarak ucuz elektrik tarifelerinden yararlanan abonelerin ve serbest tüketici limitini geçemeyen elektrik abonelerinin birim fiyatları yıl içerisinde her 3 ayda bir EPDK tarafından düzenlenmektedir. Cengiz Elektrik ile sözleşme imzalandıktan ve geçiş işlemi yapıldıktan sonra indirimli elektrik kullanabilmek için hiçbir şey yapılmasına gerek yoktur. Yapılan tüm elektrik tüketimi Cengiz Elektrik’e bildirilir ve tarafınıza indirimli fatura kesilir.

Antik Yunan’da kehribarın sürtünmesi ile diğer nesneleri çektiğini gözlemlenmiş ve bu güce elektrik adını vermişler elektrik kavramı ilk kez burada kullanılmıştır. Yani antik Yunan’da bir amca bulmuştur elektriği.
Gerçekten ilginç bir konu ve merak kaynağı olan elektrik, aslı bilinmeksizin binlerce yıl insanı meşgul etmiştir. Bugün bile elektriğin tam anlamıyla ne olduğunu kesinkes biliyoruz sayılamaz.
Günümüzde kesinlikle bilinen, maddenin elektrikle yüklü çok küçük zerrecikleri ihtiva ettiğidir. Bu çıkış noktasından şekillenen kurama (teoriye) göre, elektrik, elektronların ya da elektrik yükü taşıyan öteki zerreciklerin hareketli bir akışıdır.


“Elektrik” deyimi, Yunanca “elektrondan gelmektedir. Bunun anlamını mı merak ediyorsunuz? Yunanca “elektron” kelimesi, bildiğimiz “amber” karşılığıdır. Açıklamadan da anlaşılacağı gibi, İsa’dan 600 yıl önce, Yunanlılar bir yere devamlı olarak sürtüştürülen, böylece kızan amberin, mantar ve kâğıt parçaları türünden hafif maddeleri çekebilme yeteneğini biliyorlardı. Buna rağmen,1672 yılına kadar bu konuda kayda değer bir gelişme olduğu söylenemez. 1672 yılında, Otto von Guericke adında bir adam, elini hızla dönen bir sülfür (kükürt) kürenin karşısına tutarak, daha güçlü elektrik üretti.
1729 yılında ise, Stephen Gray, bazı maddelerin (örneğin metaller) bir yerden başka bir yere elektrik ilettiklerini keşfetti. Bu tür maddeler “kondüktör-iletken” diye tanımlandılar. Cam, kükürt, amber, balmumu gibi diğer bazı maddelerde elektriği taşımıyor, bir yerden bir yere iletmiyorlardı. Bunlara genel olarak “yalıtkan” adı verildi.


Aynı doğrultuda son derece önemli bir başka adım, 1733 yılında Du Fay adında bir Fransız’ın negatif ve pozitif elektrik yüklerini bulması olmuştur. Du Fay, negatif ve pozitif şarjların (elektrik yüklerinin),iki ayrı tür elektrik olduğunu sanmıştı.


Gene de, elektriğin gerçeğe en yakın tanımlamasını yapan Benjamin Franklin’dir. Benjamin Franklin’in fikrine göre, tabiattaki bütün maddelerin bünyesinde “elektriksel bir akış” vardı. Belirli iki madde arasındaki sürtünme, bu akıştan bir kısmının, miktar bakımından fazlalık meydana getirecek şekilde öteki maddeye geçmesine sebep oluyordu. Bugün, bu akışın negatif yüklü elektronlardan oluştuğunu söyleyebiliyoruz.
Elektrik konusunda en önemli gelişmelerin, 1800 yılında Alessandro Volta tarafından ilk pilin (bataryanın ) keşfiyle başladığı tartışma kabul etmeyen bir gerçektir. Söz konusu batarya, ilk devamlı ve güvenilir elektrik kaynağı olmak niteliğiyle, öteki buluşlar ve uygulamalar yolunda dünyaya kılavuzluk etmiştir

Tüm maddeler atomlardan meydana gelmiştir. Atomlarının çekirdeklerinin etrafında bulunan elektronlar kopartılarak iletken üzerinde hareket etmesi sağlanır. İşte bu elektron hareketinin ters yönünde elektrik akımı oluşur. İşte elektriği oluşturmak için tüm yapmamız gereken budur. Şimdi biraz daha açalım bu durumu. Bildiğimiz gibi mıknatıslar N kutbundan S kutbuna doğru manyetik alan çizgileri oluşturur. İşte bu çizgileri iletkenden elektron koparmak için kullanacağız. N kutbundan S kutbuna doğru oluşan manyetik alan çizgilerinin arasına bir iletken koyalım ve bu iletkeni elimizle hareket ettirelim. Bu iletken genellikle bakır ya da alüminyum seçilir. Manyetik alan çizgileri sayesinde iletkenden kopan elektronlar, iletken üzerinde hareket eder. Bu hareketin tersi yönünde oluşan akımı ise bir ölçü aleti yardımıyla rahatlıkla ölçebilirsiniz.

1800 yılında Alessandro Volta, elektrik pilini icat etti. Elektrik konusunda en önemli gelişmelerin bundan sonra başladığı su götürmez bir gerçek. İcat edilen bu pil, ilk güvenilir ve devamlı elektrik kaynağı olması özelliği ile diğer tüm buluş ve çalışmalara kılavuzluk etmiştir. Hans Christian Orsted, 1820 yılında içinden elektrik akımı geçen bir iletkenin yakınındaki bir mıknatıs iğnesinin saptığını gözlemlemiş, elektrik akımının iletken çevresinde manyetik alan oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır. 1908 yılında Davy, elektrik akımı taşıyan iki kömür elektrotu birbirinden ayırdı ve ark oluşturmayı başardı. Elektriğin, ışık veya ısı enerjisine dönüştürülebileceğini göstermiş oldu.


Elektriğin En İyi Tanımı Nedir ?
Elektriğin en gerçekçi tanımını yapan kişi, Benjamin Franklin olmuştur. Benjamin Franklin’in düşüncesine göre, doğadaki tüm maddelerin bünyesinde elektriksel bir akış vardı. Belli iki madde arasında olan sürtünme, bu akıştan bir bölümünün öteki maddeye geçmesine neden oluyordu. Bu akışın, negatif yüklü elektronlardan oluşmuş olduğunu bugün söyleyebilmekteyiz.
 

Elektriğin Kullanılmaya Başlaması Ne Zaman Olmuştur ?
Elektriğin, araştırmalara konu olmasından sıyrılarak laboratuarların dışında kullanılması, günlük ve sanayide kullanılmaya başlaması, 19.yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Zenobe-Theopline Gramme, üretilen elektrik enerjisinin havadan giden hatlar üzerinden, etkin bir şekilde iletilebileceğini ve kullanılabileceğini göstermiştir. A. Edison, 1881 yılında ilk elektrik üretim merkeziyle dağıtım şebekesini NewYork’da kurmuş, elektriğin sanayide ve evlerde yaygın olarak kullanılmasının başlangıcı olmuştur.